ABD ve İsrail’in İran’a düzenlediği saldırılar, Tahran yönetiminin Hürmüz Boğazı’nı trafiğe kapatmasıyla savaşın seyrini değiştiren bir sürece dönüştü. Bölgesel güvenlik krizi ise, Körfez petrolünün dünya piyasalarına ulaşımının kesilmesiyle yeni bir boyut kazandı. Bu tablo, ABD’yi askeri seçeneklerle çözemediği bir çıkmaza sürükledi ve krizin yansımaları kısa sürede tüm dünyaya yayıldı.
Finansal boyutu ağırlaştırdı
Bölgedeki gelişmeler siyasi olduğu kadar ekonomi çevrelerinde de yakından takip ediliyor. Küresel piyasalarda anında “risk primi” fiyatlamaları devreye giriyor. Özellikle enerji piyasalarının boğazdaki en küçük gelişmeye dahi ne kadar duyarlı olduğunu, daha krizin en başından beri görmekteyiz. Boğazlarda yaşanan gerilim petrol fiyatlarına da yansıyor. Büyük petrol şirketlerinin küresel piyasalarda günde ortalama 37 milyon dolar fazladan kar elde etmeye devam edeceği öngörüler arasında. Kar marjları katlanırken, bazı Avrupalı üreticilerin petrol üretimine öncelik vermek adına 2050 karbon nötr taahhütlerini esnetmesi ise kıtanın yeşil dönüşüm hedeflerinde tartışmalara yol açıyor.
Ülkeler tedbir alma yolunu seçmişti
Ortadoğu’da yaşanan gerilim Avrupa’nın enerji harcamalarını da etkilerken ortaya milyarlarca dolar maliyet de çıkardı. Hal böyle olunca ülkeler kendi içlerinde önlemler almaya başladılar.Kriz vergisi uygulamalarında radikal adımlar atan Yunanistan, elektrik sağlayıcılarının fahiş karlarını vergilendirmek adına yüzde 90 oranında özel kriz vergisi uygulayarak elde ettiği 6,8 milyar avroyu doğrudan tüketicilere aktardı. İspanya ve Portekiz hükümetleri ise Avrupa Komisyonu’ndan aldıkları onay doğrultusunda elektrik üretimi için kullanılan gazın fiyatını megavatsaat başına ortalama 50 avroda sabitleyerek tüketicilerin elektrik faturalarını yüzde 20’ye varan oranda düşürmüşlerdi.
Piyasaları derinden etkiliyor
Fiyatlandırmada ayrıca Merkez Bankasının dolar kuru, ÖTV ve KDV gibi unsurlar da rol oynuyor. Türkiye’de rafinaj faaliyetleri kapsamında motorin üretimi, yurt içi talebin yaklaşık yüzde 70’ini karşılıyor. Küresel rafinaj kapasitesindeki daralma ve risk priminin etkisiyle yükselen rafinaj marjları, rafinerilerin karlılığını da artırıyor. Orta Doğu’da tırmanan gerilimin küresel enerji piyasalarında yol açtığı arz şoku, Avrupa’da yükselen enerji maliyetleri ve petrol şirketlerinin artan rafineri marjlarıyla birlikte ek kar vergisi tartışmalarını yeniden gündeme taşıyor.
Petrol fiyatına yansıyor
Türk ekonomisi bu gelişmelerden etkileniyor. Uluslararası piyasalarda yüksek seyreden petrol fiyatları, küresel enerji şirketlerinin karlarını ve rafinaj marjlarını artırırken, bu gelişme Türkiye’deki akaryakıt fiyatlarına da yansıyor. Türkiye’de motorin fiyatlarının belirlenmesinde ham petrol fiyatlarından ziyade İtalya’da Hürmüz krizinin Türkiye’ye getireceği ek maliyetin en büyük bölümü petrol ithalatından gelecek. Ham petrolde dışa bağımlılık yüzde 83 seviyesinde bulunurken, Türkiye’nin ithalatında Rusya yüzde 46 payla ilk sırada yer alıyor.
Ülkeye enerji maliyeti ağır
Türkiye 2025’te ham petrol ithalatına 16,1 milyar dolar, motorin gibi petrol ürünlerine ise yaklaşık 20 milyar dolar ödedi. Petrol fiyatlarında varil başına yaşanan ortalama 35 dolarlık artış, 2026’da Türkiye’ye 7,7 milyar dolarlık ek maliyet getirecek. Bunun 5,2 milyar doları karayolu ulaşımından kaynaklanacak. Doğalgazda da dışa bağımlılık yüksek. Türkiye’nin toplam enerji arzında yüzde 26 paya sahip doğalgazın yüzde 94,7’si ithal ediliyor. 2025’te doğalgaz ithalatında Rusya yüzde 36 ile ilk sırada yer aldı. Türkiye’nin enerji ile sınavı Türkiye, enerjisinin üçte ikisini ithalat yoluyla karşılarken, yalnızca 2025’te net enerji ithalatı için 47 milyar dolar ödedi.
Hürmüz’ün maliyeti nasıl yansıyacak?
Hürmüz Boğazı’nın kapanması nedeniyle savaşın başladığı dönemden bugüne özellikle Körfez ülkelerinin enerji gelirlerinde ciddi kayıp meydana gelirken, söz konusu ülkelerin kayıplarının toplam 50 milyar doları aşabileceği hesaplanıyor. Hürmüz Boğazı’ndaki krizler ve olası kapanma durumları, Türkiye’yi hem enerji maliyetleri ve küresel enflasyon yoluyla doğrudan etkiliyor hem de ülkeye stratejik bir transit merkez olma fırsatı sunuyor. Ülkede enflasyon açısından artan enerji maliyetleri tüm mal ve hizmet fiyatlarını yukarı iterken ithalatın faturası ciddi derecede ağırlaşıyor. Türkiye, ham petrol ihtiyacının küçük bir kısmını (yaklaşık %10-%20’sini) Basra Körfezi/Hürmüz hattından karşılamakta. Yetkililer bu az miktardaki kaybın farklı kaynaklardan (alternatif ülkeler veya boru hatları) ikame edilebileceğine de dikkat çekmekteler.









