Türkiye’de her gün yaklaşık 32-33 milyon araca akaryakıt, 22 milyon haneye doğal gaz, 42 milyon elektrik abonesine de elektrik tedarik edilmesi gerekiyor. Sakarya Gaz Sahası’ndaki üretimin ikinci fazı baz alındığında ilk fazda yaklaşık 4 milyon evin doğal gaz ihtiyacını karşılayacak üretim planlanıyor. İkinci fazda bir 10 milyon metreküp daha, yani bir 4 milyon hanenin daha doğal gaz ihtiyacını karşılanacağı üretim yüzer üretim platformunda yapılacak. Dolayısıyla 8 milyon hanenin ihtiyacı bu gazla temin edilecek. 2028 yılında Osman Gazi’nin bir kardeş platformunun Türkiye’ye geleceği ve böylece üretimin dört katına çıkacağını bildirilmişti.
Enerjide kışa hazır mıyız?
Şu anda dünya büyük bir enerji krizi ile karşı karşıya. Dünyada doğal gaz, petrol ve dizel fiyatları zirveye taşınmış bulunuyor. Hem doğal gazda hem petrolde yaşanan bu sancılı, sıkıntılı süreçte kendi üretimimizin artması çok daha farklı bir anlam içeriyor. Bugün dünya, arz güvenliği noktasında birçok sıkıntıyla karşı karşıya. Ülkemizi bu ateş çemberinden korumaya gayret ediliyor. Bugüne kadar arzda bir sıkıntı yaşamadık. Yaza girerken doğal gaz depoları dolu hâle getirilirken kışa hazır olduğumuzun mesajları verildi.
Enerji hatlarında yeni planlamalar
Türkiye enerji koridorlarını genişletip çeşitlendirebilmek için ulusal ve uluslararası adımlar da atmaya devam ediyor.Türkiye-Azerbaycan 5’inci Enerji Forumu’nda gündemi elektrikleşme ve bağlantısallık oluşturdu. Dünyanın elektrikleştiği bir dönemde Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinde de elektriğin daha fazla öne çıkmaya başladığı görüldü. Üç çok önemli proje hakkında çalışmalar yapıldığını enerji bakanlığı yetkilileri duyurdular. Nahçıvan üzerinden Türkiye’ye elektrik iletim hattının gelmesi, Türkiye-Gürcistan-Azerbaycan-Bulgaristan’ın dörtlü yeşil enerji koridoru ve belki bizim de parçası olacağımız Karadeniz’in altından yine Avrupa’ya gidecek, Romanya ve Macaristan’a ulaşacak elektrik iletim hattı bu kapsamda ele alındı. Bu üç hatla beraber aslında Türkiye ve Azerbaycan dünyaya ve bölgeye yeni şeyler önermiş oldular.
Nükleerde yeni arayışlar
Türkiye sadece komşu ülkelerle değil, tedarik ve arz sorununu aşabilmek için geniş coğrafyalarda da geniş bir ittifak arayışında. Enerji ihtiyacının stratejik bir alması da ülkelere bu durumu zorunlu kılıyor. Türkiye ile ABD arasında nükleer enerji alanında yeni bir iş birliğine gidildi. Buna göre; yeni nükleer santral projelerinin geliştirilmesinden sorumlu Türkiye Nükleer Enerji Anonim Şirketi (TÜNAŞ) ile ABD Ticaret ve Kalkınma Ajansı (USTDA) ortak bir proje geliştirecek. Proje kapsamında ABD’li şirketlerin küçük modüler reaktör (SMR) tasarımları ve 4’üncü nesil reaktör tasarımları ile ilgili kapsamlı teknik raporlar hazırlanacak. Varılan anlaşma ile 4 ABD’li şirketin SMR tasarımları ve ABD’li şirketlerin 5 farklı 4’üncü nesil reaktör tasarımları; teknik, ekonomik, mevzuat ve lisanslama açılarından değerlendirilecek.
En az bir yıl sürecek
Yapılacak teknik çalışmada; söz konusu reaktörlerin tasarımsal özellikleri, maliyetler, lisanslama durumu, tedarik zinciri ve SWOT analizi, finansman kaynakları ve finans modelleri incelenecek. Yetkilendirme, acil durum, tasarım güvenliği, saha seçimi ve yasal çerçeve noktasında da değerlendirmeler yapılacak.Tüm bu analizlerin ardından teknik raporlar hazırlanacak. Yaklaşık 2 milyon dolar bütçeli anlaşma kapsamında en az bir yıl sürecek teknik çalışmayı USTDA karşılayacak.
Enerjideki pay dağılımı
Türkiye’nin son dönemde güneş ve rüzgâr enerjisi yatırımlarında sağladığı ivme, bu kaynakların üretimdeki payını da ciddi oranda artırdı. Güneşin 2016 yılında yüzde 0,4 olan elektrik üretimindeki payı, bu yılın temmuz ayı itibarıyla 28 kat artışla yüzde 11,6’ya çıktı. Rüzgârın 10 yıl önce yüzde 5,7 olan elektrik üretimindeki payı da bu yılın temmuz ayı itibarıyla 1,1 kat artışla yüzde 12,1’e yükseldi.
Güneşin payında yüksek artış
Güneşin 2016 yılında yüzde 0,4 olan elektrik üretimindeki payı, bu yılın temmuz ayı itibarıyla 28 kat artışla yüzde 11,6’ya yükseldi. Rüzgârın 10 yıl önce yüzde 5,7 olan elektrik üretimindeki payı ise bu yılın temmuz ayı itibarıyla 1,1 kat artışla yüzde 12,1’e çıktı.
Elektrik üretimindeki pay artışlarına benzer bir tablo, güneş ve rüzgâr kurulu gücünde de kendini gösterdi. Güneşin 2016 yılında yüzde 1,1 olan elektrik kurulu gücü içerisindeki payı, bu yılın temmuz ayı itibarıyla yaklaşık 19 kat artışla yüzde 21,7’ya çıktı. Rüzgârın 10 yıl önce yüzde 7,3 olan elektrik kurulu gücü içerisindeki payı ise bu yılın temmuz ayı itibarıyla yaklaşık yüzde 66 artışla yüzde 12,1’e yükseldi.
Kurulu güçte rüzgar payı ne durumda?
Türkiye’nin elektrik kurulu gücü, 2026’nın temmuz ayında 126 bin 476 megavata yükseldi.Temmuz ayı sonu itibarıyla elektrik kurulu gücünde 27 bin 507 megavat ile güneşin payı yüzde 21,7’ye çıkarken 15 bin 358 megavata ulaşan rüzgârın payı da yüzde 12,1 olarak kayıtlara geçti. Güneş ve rüzgâr kurulu gücünün toplamı ise Temmuz’da yüzde 33,8’lik pay ile 42 bin 865 megavata yükselmiş oldu. Ayrıca, güneş enerjisinden elektrik üretimi, haziran ayında kırılan rekorun ardından temmuz ayında rekor tazeledi. Temmuz ayında güneş enerjisi kaynaklı elektrik üretim değeri 5,37 milyar kilovatsaat ile aylık bazda tüm zamanların en yüksek değeri olarak kayıtlara geçti.
Enerjik destekler sürecek mi?
Elektrik ve doğal gaz faturalarına son 4 senede yaklaşık 55 milyar dolar destek verildi. Dar gelirli, en düşük emekli maaşı alan kişilerin bu desteklerden daha çok istifade etmesi amaçlandı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’ndan yapılan açıklamalarda ise “Bunun üzerinde bir çalışma yürütüldüğü, gerçekten ihtiyaç sahibi olan grupların da desteklenmeye devam edileceğine vurgu yapıldı.









