F-35 savaş uçakları, sahip olduğu beşinci nesil görünmezlik (hayalet) teknolojisi, gelişmiş yapay zeka destekli sensör füzyonu ve uçan bir veri merkezi gibi çalışarak muharebe sahasındaki diğer tüm dost unsurların yeteneklerini artırma kabiliyeti nedeniyle modern askeri havacılıkta kritik bir öneme sahip. Sadece düşman radarlarına yakalanmadan operasyon yapmakla kalmaz; topladığı anlık istihbaratı ağ merkezli harp yeteneğiyle diğer uçaklara ve komuta merkezlerine iletir.Uçağın askeri, teknolojik ve stratejik açıdan bu kadar önemli kabul edilmesinin temel nedenleri şunlar:
Öne çıkan özellikleri neler?
Radardan Kaçma Kabiliyeti: Gövde tasarımı ve özel kaplaması sayesinde düşman hava sahasına fark edilmeden sızabilir.
Uçan Veri Merkezi: Sensörleri ve yapay zekasıyla topladığı bilgileri entegre edip pilotun yükünü azaltır ve stratejik avantaj sağlar.
Kuvvet Çarpanı Olması: Karmaşık operasyonlarda, aynı görevde yer alan F-16 gibi eski nesil uçakların da vuruş performansını artırır.
9G Manevra Yeteneği: F-35A modelleri yerçekiminin dokuz katı kadar yüksek ivmeli koşullarda dahi tam performans çalışabilir.
Çok Amaçlı Tasarım: Hava-hava muharebesi, hava-yer taarruzu, elektronik harp ve istihbarat görevlerini tek başına yürütebilir.
Neden gündemden düşmüyor?
Yaklaşık 80 milyon dolarlık birim maliyetiyle dünyanın en pahalı silah programı olan F-35, günümüzde küresel hava hakimiyetinin temel kilidi olarak kabul edilmektedir.ABD dışında İngiltere, İtalya, İsrail ve Japonya gibi 19 müttefik ülke tarafından tercih edilmektedir. 2030 yılına kadar yalnızca Avrupa semalarında 550’den fazla F-35’in konuşlandırılması planlanmakta. Bu nedenle bir ülkenin bu uçaklara sahip olması ya da üretim ortaklığında yer alması, hem askeri caydırıcılık hem de savunma sanayii teknolojisinde üst düzey bir lige çıkmak anlamına gelir.
Türkiye neden S-400 aldı?
Türkiye, hava sahasını uzun menzilli balistik füze ve uçak tehditlerine karşı koruyacak yerli/milli bir sisteminin bulunmaması ve Batılı müttefiklerinden istediği şartlarda destek alamaması nedeniyle S-400 sistemini satın almıştır. Bölgesel çatışmaların ve Suriye iç savaşının ortaya koyduğu acil güvenlik ihtiyacı karşısında Ankara, NATO ülkelerinin geçici çözümler sunması üzerine kalıcı, bağımsız ve teknoloji paylaşımına açık bir savunma kalkanı kurmayı hedeflemiştir.
Stratejik yaklaşım mı?
Ankara, acil ihtiyacı doğrultusunda ABD’den Patriot füze savunma sistemlerini satın almak için resmi girişimlerde bulunmuştur. Ancak Washington yönetimi; yüksek maliyet, kongre onay süreçlerindeki zorluklar ve Türkiye’nin kırmızı çizgisi olan teknoloji transferi ile ortak üretim şartlarına yanaşmaması sebebiyle bu talebe olumlu yanıt vermedi. 2013 yılında NATO müttefikleri (ABD, Almanya, Hollanda), Türkiye’nin talebi üzerine güney sınırına geçici olarak Patriot bataryaları konuşlandırmıştır. Ancak bu ülkeler, Türkiye’nin bölgedeki sınır ötesi askeri operasyonlarını gerekçe göstererek 2015 yılından itibaren bataryaları sırayla geri çekmiştir. Bu durum Ankara’da, “kriz anında müttefiklere tam olarak güvenilemeyeceği” algısını pekiştirmiş ve kalıcı bir sistem tedarikini zorunlu kılmıştır.
Rusya’nın teknolojik vaadi
Batı ile müzakerelerin tıkanmasının ardından Türkiye alternatif arayışlarına hız vermiştir. Rusya; S-400 sistemi için daha hızlı teslimat takvimi, uygun maliyetli finansman (kredi) ve kısmi teknoloji transferi/ortak üretim vaatleri içeren esnek bir teklif sununca, Ankara 2017 yılında 2,5 milyar dolar değerindeki bu anlaşmayı imzalamıştır.
Peki bu süreçten sonra olaylar nasıl gelişti?
Batı’daki bölünme süreci
S-400’lerin 2019’da Türkiye’ye teslim edilmesi, Batı ittifakıyla ilişkilerde derin bir çatlağa yol açmıştır. ABD, Rus radar yazılımlarının yeni nesil hayalet uçakların gizlilik sırlarını ele geçirebileceği gerekçesiyle:Türkiye’yi kurucu ortağı olduğu F-35 savaş uçağı programından ihraç etmiş,Türkiye için üretilen uçaklara el koymuş,CAATSA (ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası) kapsamında Türkiye’ye askeri ve ekonomik yaptırımlar uyguladı.
Sular duruluyor mu?
F-35 savaş uçakları, Türkiye’nin Rusya’dan S-400 uzun menzilli hava savunma sistemi satın alması nedeniyle teslim edilmemiştir. ABD ve NATO müttefikleri, Rus yapımı S-400 sisteminin radarlarının ve yazılımlarının, F-35’lerin radara yakalanmama (hayalet) teknolojisine ait gizli askeri verileri kopyalayıp Rusya’ya sızdırabileceğini savunmuştur. Ankara bu iddiaları reddetmesine rağmen, Washington yönetimi 2019 yılında Türkiye’yi F-35 programından resmen ihraç etmiş ve teslimatları askıya almıştır.
Ver-Kurtul çözüm mü?
Peki NATO zirvesi sırasında Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Trump arasında CATSAA yaptırımlarının kaldırılması ve F-35’lerin teslimine yönelik olumlu bir hava gerçekten oluşabilecek mi? Askeri çevrelerde olduğu kadar diplamatik çevrelerde de bu konu dillendirilirken bu sürecin pek de kolay olmayacağı ortada. Çünkü ülkelerin iç dinamikleri ve bu konunun sadece iki ülkeyi ilgilendiren bir durumdan ziyade Rusya ve İsrail yönlü politik engellemelerin de devreye girebileceği durumlar var. Son dönemde S-400’lerin Ortadoğu’da bir ülkeye verilececeği gündeme taşınırken böyle bir durumda Rusya’nın da inisiyatif alabileceği tartışmalar arasında.









