Türkiye, otomotiv sektöründe gerek üretim gerekse ihracat açısından hatırı sayılır ülkeler arasında yer alıyor. Uluslararası markalar radarını son dönemde Türkiye’ye çevirmiş durumda. Özellikle hibrit ve elektrikli araçlarda yaşanan teknolojik gelişmeler sektör temsilcileri tarafından yakından takip edilirken bu teknolojiye odaklanan ülkemiz katma değer üretecek yatırımları çekebilmek için adımlar atma gayretinde. İthal araçlara bağımlılığı azaltma çabası devam ederken uluslararası markalaşma konusunda da yeni yatırımlara kapı aralama çabası söz konusu.
Türkiye’nin elektrikli araç altyapısını geliştirmesi beklenirken marka ve modellerin ülkeye çekilmesi noktasında da yeni fikirlere alan açılmaya çalışılıyor. Çin ve Güney Kore markaları başta olmak üzere Türkiye’nin genç nüfus ve satış potansiyelinin mevcudiyeti lokasyon olarak ülkemizi ön plana çıkarıyor.
Peki Türkiye gerek lojistik gerekse satış potansiyeli noktasında verimli bir ortam vadederken neden global arenada bir marka değeri oluşturamıyoruz? Bunun Togg ile aşılmaya çalışıldığı savunması yapılsa da bunun sürdürülebilirliği önemli. Sadece elektrikli versiyonlarda değil hibrit ve ileriye dönük hidrojen yakıta kadar uzanan çizgide teknolojik otomobil atılımlarının kaçırılmaması gerekiyor.
Bugün elektrikli araçların sadece menzilini uzatabilmek önemli değil. Önemli olan teknik donanım ve altyapının sürdürülebilir olması ve katma değer sunması ilk öncelikler arasında. Avrupalı markalar marka değerlerini artırabilmek için Araştırma- Geliştirme ve inovasyon çalışmalarına hız kazandırmış durumdalar. Türkiye’nin de sektörde teknik destek ve bilişim yönünde atılımcı projeler üretebilmesi kaçınılmaz. Yapay zeka teknolojilerinden dijital açılımlara kadar geniş bir yelpazede, yerine göre kamu destekli iş birlikleri de dahil, çalışmaların artırılması ilk adım olarak değerlendirilebilir.
Artık bir araç aldığınızda o aracın sizi kaç yıl götürebildiği değil size bu sürede nasıl bir konfor sunduğu da aranan nitelik. Fiyatlar arttıkça donanım paketleri artıyor, markalar teknoloji odaklı ilerledikçe konfor artışı da beraberinde geliyor. Deri ve ısıtmalı koltuklar ya da sersörlü yan camlar artık lüks olmaktan çıktı. Şimdi aracınızın sizi zihnen nasıl tatmin ettiğine bakılıyor. Bir yere giderken aracınıza danışmak istiyorsunuz ya da yakıt ekonomisi yapmak istediğinizde yapay zeka destekli size aracınızın önerilerde bulunması ve sizin de güzergahınızı ona göre belirlemeniz günümüzün aranan teknolojileri arasında.
Ülkemiz insanı araç bağımlısı bir profile sahip. Türkler tarihi süreç içerisinde de konforlarından pek taviz vermiş değiller. Otomotiv bağımlısı bir nesilden de bahsetmek gerek. Mahalle bakkalından ekmek almaya otomobiliyle giden bir nesil söz konusu. Tabii konfor beklentisi arttıkça dijitalleşmenin vazgeçilmez sunumları da ön plana çıkıyor. Makam ve mevkiler artık araç markalarıyla tanımlanırken kişilik tahlilleri bile kullandığınız aracın fizyolojisiyle örtüşebiliyor.
Türkiye’nin gelecek projeksiyonunda otomobil markaları ve bu markaların ortaya koyacağı artı değer önem kazanıyor. Türkiye’nin dış ticaretinde lokomotif konumda bulunan otomotiv sektörünün gelişmesi kalkınmışlık seviyemizin de bir nevi göstergesi olacak gibi. Dijitalleşme ve yapay zekanın örtüştüğü bir süreçte otomotiv teknolojisinin alacağı yol, Türk ekonomisinin olduğu kadar Türk insanının ne kadar yol aldığının da göstergesi olacak.








