ABD ile İran arasında mutabık kalınan 14 maddelik mutabakatın detayları basına sızarken anlaşmanın İran’a önemli kazanımlar sağlaması, ABD Başkanı Trump’ın iç politikada da eleştirilmesinin ivmesini yükseltti. “Biz bu savaşa neden girdik?” şeklindeki kamuoyu tepkisi de Trump’un işinin hiç de kolay almayacağının göstergesi.
Bu maddeler eleştiri konusu ediliyor
Tarafların herhangi bir savaş veya askerî operasyon başlatmama taahhüdü. İran’ın desteklediği Hizbullah’ın bulunduğu Lübnan’ın toprak bütünlüğünü ve egemenliğinin güvencesi. ABD’nin Hürmüz Boğazı’ndaki ablukasını 30 gün içinde sona erdirme taahhüdü. ABD’nin İran çevresindeki askerlerini 30 gün içinde geri çekme taahhüdü.İran’ın ticari gemilerin Hürmüz Boğazı’ndan yalnızca 60 gün süreyle, ücretsiz ve güvenli bir şekilde geçiş yapmasını sağlaması (Bu maddenin, 60. günün ardından İran’ın Boğaz’ı ücretlendirme çalışmalarının önünü açtığı belirtiliyor). ABD’nin, bölgesel ortaklarıyla birlikte İran’ın yeniden inşası ve ekonomik kalkınması için en az 300 milyar ABD doları tutarında bir plan hazırlaması. ABD’nin tüm tek taraflı yaptırımlarını kaldırması taahhüdü.Nükleer silah temin etmeme, geliştirmeme ve zenginleştirilmiş uranyum stoklarının imhası taahhüdüyle İran’ın nükleer programının mevcut durumunu koruması. Ayrıca tarafların müzakerelere geri dönmesi. ABD’nin İran ham petrolü, petrol ürünleri ve türevlerinin ihracatı ile bankacılık işlemleri, sigortacılık, nakliye vb. dahil olmak üzere tüm ilgili hizmetler için muafiyetler vereceğini taahhüt etmesi ve ABD’nin, İran’a ait dondurulmuş veya kısıtlanmış fon ve varlıklarınıı kullanıma tam olarak açması taahhüdü.
İtirazlar üst üste geldi
Savaş başladığında Trump, en önemli önceliğin İran’ın bölgedeki Hizbullah gibi vekil örgütleri finanse etmesini engellemek olduğunu söylemişti. Ancak örgüt, anlaşmada neredeyse hiç yer almadı. Metinde, Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun savaşın başlangıcında öncelikli konu olarak belirttiği bir diğer mesele olan İran’ın füze programına da ayrıntılı olarak değinilmiyor. Tepkilere göre Washington, İran’a karşı savaş öncesi konumundan daha kötü bir noktaya geriledi.İran’a karşı savaş, yaklaşık 20 yıl süren Vietnam Savaşı’na benzetildi. Eleştirilere göre, Vietnam’dan ağır yenilgi almasıyla dış politikasını değiştiren ABD, şimdi de İran’ın yol açtığı kayıplar sebebiyle Washington’a ağır darbe vurmuş durumda.
Destekçilerin de kafası karıştı
Trump’ın İran’a yönelik saldırılarını destekleyen Ben Shapiro, anlaşmanın “yönetimin başlangıçta belirlediği gerçek hedeflerin hiçbirine ulaşamayan bir felaket” gibi göründüğünü söyledi. Başlangıçta savaşa destek verdiğini söyleyen Eski ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, ancak anlaşmanın “bir hatadan çok daha büyük” olduğunu belirtti. Pence, özellikle “bu ani tavizlerden, özellikle de daha en başından yaptırımların kaldırılmasından” endişe duyduğunu sözlerine ekledi.
İran ve ABD arasında imzalanan ateşkes ve mutabakatla sonuçlanan süreçte her iki lider de anlaşmayı kendi iç kamuoylarına bir zafer olarak sundu. Mevcut jeopolitik tablo ve uluslararası analizler ışığında iki tarafın durumu somut algılara oturabilmiş değil.
İran yönlü bakış açısı
Öncelikle İran varlığını korudu. Doğrudan bir rejim değişikliği hedefiyle başlatılan süreçten Tahran yönetimi ayakta kalarak çıktı.
Füze programı muhafaza edildi. İran, nükleer ve füze programlarını sona erdirme şartını doğrudan kabul etmek zorunda kalmadan krizi masaya taşıyarak atlattı Kayıp açısından bakıldığında; Askeri ve ekonomik tahribat söz konusu. Donanma ve hava kuvvetleri büyük oranda zarar gördü, çatışmalar ve Hürmüz Boğazı’ndaki durum ülke ekonomisine ağır bir fatura çıkardı
ABD yönlü bakış açısı
Trump’un da tamamen kaybettiği ya da kazandığı söynenemez. Caydırıcılık vurgusu ön planda. Başkan Donald Trump, süreci bir noktada durdurarak “Orta Doğu’daki sözde zorbalık dönemini bitirdiği” mesajını verdi. Amerikan başkanı kendi tabanına çatışmayı sonlandıran lider profili çizme gayretine girdi. Peki görünmeyen tarafta neler mi var?
Asıl hedeflere ulaşılamadı. Savaş; İran’ın füze programını bitirme ve bölgedeki askeri etkisini tam anlamıyla kırma vaadiyle başladı ancak bu hedefler tam olarak karşılanamadı. İtibar ve müttefik dengesinde sarsılmalar yaşandı. Süreci çok kısa sürede bitirme iddiasıyla yola çıkıp bir çıkış stratejisi bulmakta zorlandığı için uluslararası müttefikler nezdinde diplomatik puan kaybedenABD yönetimi daha çok sorgulanabilir bir platforma evrildi.
Piyasalar nasıl tepki verdi?
ABD ve İran arasında sağlanan barış anlaşması ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması kararı, küresel finans piyasalarında petrol fiyatlarında çok sert düşüşlere ve borsalarda rahatlama dalgasına neden oldu. Ancak İsviçre’deki resmi imza/müzakere sürecindeki son dakika ertelemeleri ve Fed’in faiz artırım sinyalleri, piyasalardaki oynaklığı en üst seviyede tuttu. Savaş döneminde Hürmüz Boğazı’ndaki tıkanıklık sebebiyle rekor kıran Brent petrol fiyatları, anlaşma ve boğazın açılacağı müjdesiyle %4 ila %5 civarında sert düşüşler yaşayarak Mart ayından bu yana en düşük seviyelerine (80 doların altına) geriledi. Bölgedeki jeopolitik risk priminin silinmesi enerji fiyatlarını hızla aşağı çekti.
Emtialarda dalgalanma
İlk Tepki (Yükseliş): Anlaşmanın ilk duyurulduğu günlerde, zayıflayan dolar ve petrolün düşmesiyle altın fiyatları önce %2-3’ün üzerinde prim yaparak ons başına 4.300 dolar seviyelerine kadar fırladı. Son Durum (Sert Düşüş): Ancak 19 Haziran Cuma günü itibarıyla İsviçre’deki müzakerelerin ertelendiğine dair gelen haberler ve Fed’in faiz artırma ihtimalinin güçlenmesiyle küresel piyasalarda ons altın yüzde 1,5’in üzerinde değer kaybederek 4.143 dolar seviyelerine geri çekildi.
Küresel ölçekte gelişmeler
Küresel ölçekte ABD Doları (DXY) anlaşma sonrasında ilk etapta zayıfladı ve risk iştahının artmasıyla gelişmekte olan ülke para birimleri rahat bir nefes aldı.Türkiye iç piyasasında ise 19 Haziran Cuma günü itibarıyla Dolar/TL 46,44 – 46,53 bandında, Euro/TL ise 53,14 – 53,60 seviyelerinde işlem görerek müzakere ertelemelerini fiyatlamaktadır.Savaşın bitmesiyle birlikte Avrupa borsaları ve küresel pay piyasaları güçlü bir yükseliş trendine girdi.Borsa İstanbul (BIST 100), küresel rahatlama dalgasına paralel olarak pozitif bir seyir izledi ve analistler endekste 14.500 puan üzerindeki tarihi zirve seviyelerinin (15.204 puan) hedeflendiğini belirtmektedir. Özellikle tüketici hisseleri ve gayrimenkul ortaklıkları anlaşmanın kazananları arasında öne çıktı. Uzmanlara göre anlaşmanın kalıcı hale gelmesi veya müzakere takvimindeki değişiklikler piyasalardaki bu hassas dengeleri belirlemeye devam edecek.









