Marmara Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Arı, küresel ekonominin artan jeopolitik risklerle derin bir dönüşüm sürecinden geçtiğini belirterek, yeni dönemin rekabet, teknoloji, enflasyon-faiz dengesi, korumacı devlet müdahaleleri, değerleme dinamikleri ve yeniden şekillenen lojistik mimariler üzerinden inşa edileceğini söyledi.
Referans seti öne çıkıyor
Küresel ölçekte siyasetçilerden bürokratlara, ekonomistlerden teknoloji şirketi yöneticilerine kadar geniş bir aktör yelpazesi, son dönemde “yeni dünya düzeni” ve “yeni ekonomik düzen” kavramları etrafında yoğunlaşan tartışma yürütüyor.Jeopolitik gerilimlerin artması, ticaret ve teknoloji alanındaki rekabetin sertleşmesiyle bu kavramlar, yalnızca retorik çerçeve değil aynı zamanda ekonomik ve politik dönüşümün yönünü tarif eden referans seti olarak öne çıkıyor.
Kırılganlıklar açığa çıktı
Prof. Dr. Arı, AA muhabirine İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan liberal ticaret düzeninin barındırdığı kırılganlıkların zaman içinde çeşitli şoklarla açığa çıktığını söyledi.
Arı, 2008 finans krizinin ardından tam anlamıyla toparlanamayan dünya ekonomisinin, Kovid-19 salgını, Rusya-Ukrayna Savaşı, ABD-İsrail koalisyonu ile İran arasındaki gerilim, ABD-Çin rekabeti kaynaklı artan tarifeler ile küresel tedarik zincirlerinin jeopolitik hesaplaşma alanına dönüşmesi nedeniyle daha kırılgan hale geldiğini söyledi. Bu nedenle finansal sorunların derinleştiğini, tedarik zincirlerinde aksamalara yol açtığını, gıda ve enerji güvenliği risklerinin arttığını belirten Arı, ham maddeye erişim, üretim süreçleri, lojistik maliyetleri ve teslimat sürelerinde yaşanan sorunların fiyat istikrarını olumsuz etkilediğini ifade etti.
Faizler ortalamanın üzerinde
Arı, 2008 finans krizi sonrası başta FED, ECB ve BoJ olmak üzere merkez bankalarının uyguladığı genişleyici para politikalarının, pandemiyle daha da derinleşerek küresel ekonomiyi uzun süre bol ve ucuz likiditeye dayalı büyüme patikasına taşıdığını ancak bu rüzgarın artık birden fazla cepheden tersine dönmeye başladığını ifade etti.
Küresel ekonomide tersine dönen dinamiklerin yapısal enflasyon baskısı, kamu borçluluğunun sürdürülebilirliğine ilişkin artan riskler ve jeopolitik belirsizliklerle kalıcı hale gelen yüksek risk primi etrafında şekillendiğini belirten Arı, “Faizlerin tarihsel ortalamaların üzerine yükselmesi, yalnızca bir döngüsel düzeltme değil büyük olasılıkla yapısal bir rejim değişikliğinin habercisidir.” dedi.
Serbest ticaretin dönüşümü
Arı, liberal ticaret düzeninin temelini “kazan-kazan” anlayışı üzerine kurduğunu ancak gelinen noktada yaşananların marjinal düzeltmeden öte, köklü paradigma değişimine işaret ettiğini vurguladı.Ekonomilerin korumacılığa yönelmesinin, sübvansiyonların politika aracı olarak silahlaştırılmasının, tarifelerin stratejik enstrüman olarak kalıcılaşmasının, standardizasyonda ve kurallarda belirsizliğin artmasının, küresel ticaret sisteminde yaşanan meşruiyet krizinin merkezinde yer aldığına dikkati çeken Arı, “Ticaret politikası, hiçbir zaman saf ekonomik hesaplardan ibaret olmadı ancak bugün güvenlik, teknolojik egemenlik ve jeopolitik bağımlılık kaygılarının ticaret politikasını bu denli açık ve sistematik biçimde belirlemesi, niteliksel olarak yeni bir aşamayı temsil etmektedir.” diye konuştu.









