Özellikle büyük şehirlerde konut tercihlerinde radikal değişiklikler yaşanmaya başladı. Son dönemde düşük metrekareli konut tercihleri ön plana çıkarken bu trendin gelecek dönemde de artarak devam edeceği yönünde görüşler ağırlık kazanıyor. İstanbul, Ankara ve İzmir gibi metropollerde konut alıcılarının son dönemde oda sayısından vazgeçmeden daha küçük metrekareli evlere yönelmeleri dikkati çekiyor. Özellikle 2+1 ve 3+1 konutların tercih edilirken satın alma gücündeki değişim konutların metrekarelerine yansıyor. Daire satın almak isteyenler açısından metrekareler biraz daha küçüldü ama oda sayısından, bağımsız bölümün içindeki oda sayısından pek feragat etmek istenmiyor.
Metrekare bazlı fiyat ikilemi
Eskiden 3+1 konutlar 120-130 metrekare civarında iken bugün 90-100 metrekarelik 3+1 daireler tercih ediliyor. İstanbul’da konut satın alanlar öncelikli olarak deprem güvenliği, ihtiyaç duydukları oda sayısı ve yaşam tarzlarına uygunluğu önde tutuyor. Konut piyasasındaki talep ağırlıklı oturum amaçlı. İhtiyaç için mal satın alınıyor. Yatırımcı şu anda yok çünkü alternatif yatırım araçlarının getirisi çok daha yüksek.Bölgesel fiyat farklılıkları olsa da İstanbul’da artık çeper kalmadı. Eskiden insanlar şehrin dışına taşınırken ‘Okul, ulaşım, iletişim var mı?’ diye sorarlardı. Artık dünyanın her yeriyle anında görüntülü iletişim kurmak mümkün. Ulaşım altyapısı ise sadece İstanbul’da değil, Türkiye genelinde büyük ölçüde çözüldü, son yıllarda her yere çok rahat ulaşılabiliyor. Tüm bu gelişmeler sayesinde artık şehrin dışında yaşamak da tamamen mümkün.
Konut üretiminde yalnızca dairele değil, sosyal donatı, otopark, spor, yürüyüş ve dinlenme alanlarının da planlanması gerekiyor.Kentsel gelişim denen olay sosyal donatısıyla ve otoparkıyla yaşanabilir konut alanları. Mahalleler artık site oldu. Doğru yerde ve talebe göre ürün üretmek gerekiyor. Yüksek kiralar nedeniyle 1+0 ve 1+1 daireler tercih ediliyor. Türk toplumuna ve yaşam kalitesine uygun en azından 1+1, hatta 2+1 modeller gerekiyor. Bazı bölgelerde 3+1 ve daha büyük konutlar, bazı bölgelerde ise 1+1 ve 2+1 gibi daha kompakt konutlar öne çıktı.
Yaşam stili belirliyor
Türkiye’de ortalama hane halkı büyüklüğü 2025’te 3,08 kişiye geriledi, tek kişilik hane sayısı 5 milyon 523 bin 321’e ulaştı. Tek kişilik hanelerin toplam içindeki payı yaklaşık yüzde 20,5 seviyesine ulaşmış durumda. Bu da bugün Türkiye’de yaklaşık her 5 haneden birinin tek kişiden oluştuğunu gösteriyor. Hane yapısındaki bu değişim, özellikle uygun lokasyon ve proje tiplerinde stüdyo ve 1+1 gibi daha küçük ve fonksiyonel konutlara yönelik ihtiyacı destekliyor. Buna karşın çocuklu aileler, evden çalışanlar ve daha geniş yaşam alanına ihtiyaç duyan haneler için 2+1, 3+1 ve daha büyük konutlar önemini koruyor. Özellikle 1+0 ve 1+1 konutların daha düşük yatırım tutarı, kiralama kolaylığı ve gerektiğinde daha hızlı nakde çevrilebilmesi nedeniyle tercih ediliyor.
Talepler de değişiyor
Konut talebinde daha çeşitli bir yapı var. Hane halkı büyüklüğündeki değişim, tek kişilik hanelerin artması ve kent yaşamındaki farklılaşma, özellikle 1+1 ve 2+1 gibi daha kompakt konutlara olan ihtiyacı destekliyor. Erişilebilirlik de bu tercihte önemli bir unsur. Toplam konut bedeli ve ihtiyaç duyulan finansman miktarı dikkate alındığında, daha küçük metrekareli konutlar farklı gelir grupları açısından daha ulaşılabilir seçenekler sunabiliyor. Önümüzdeki dönemin temel konusu, değişen talep yapısına uygun arzı geliştirebilmek.









