ABD ve İsrail’in İran’a yönelik başlattığı savaşın maliyeti hızla yükselirken Trump yönetiminin içerideki siyasi imajı zedelenmiş durumda. Trump’ın birbirinden tutarsız açıklamaları uluslararası alanda itibar yitirirken son olarak dile getirdiği Hürmüz söylemi de elinde patladı. İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, ABD Başkanı Donald Trump’ın Hürmüz Boğazı’nı “yeni ABD toprağı” şeklinde gösteren paylaşımına tepki göstererek, Trump’ın boğaza ilişkin “yanılgısının” yakında düzeltileceğini ifade etti.
İşgalin maliyeti artıyor
ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, “tehlikeli bir dünyada yaşadıklarını” ve Amerikan ordusu için ek kaynaklara ihtiyaç duyulduğunu belirterek, İran’la süren savaşın maliyetinin “37,5 milyar dolara ulaştığını” açıkladı. Resmi söylemler bu rakamları telaffuz ederken muhalif kanat bu maliyetin daha da ağır olduğu kanaatinde.
Hürmüz stratejik önemini koruyor
Sözde barış adımları atılmasına rağmen Amerikan yönetiminin tehditleri ve İsrail’in saldırıları kesilmiş değil. Bölgedeki durumu yakından takip eden İran bu ülkelerin müttefiklerini tehdit etmeye ve yer yer saldırı düzenlerken Hürmüz Boğazı da stratejik açıdan satrancı önemli bir parçası. Basra Körfezi’ni Umman Körfezi’ne bağlayan Hürmüz Boğazı, dünyada deniz yoluyla taşınan ham petrolün yaklaşık %30’unun ve sıvılaştırılmış doğal gazın (LNG) %20’sinin geçtiği, küresel enerji arzının en kritik şah damarı. Suudi Arabistan, İran, Irak, Kuveyt, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi dünyanın en büyük üreticilerinin petrol ve gaz sevkiyatı bu dar su yoluna bağımlı.
Kontrol noktasında hakimiyet planı
Boğazda yaşanabilecek askeri gerilimler veya kapatma tehditleri, küresel petrol fiyatlarının hızla yükselmesine ve dünya genelinde enflasyonun tetiklenmesine yol açıyor. Boğaz geçişinin durdurulması sadece ilgili ülkeleri değil tüm küresel ekonomik unsurları etkiliyor. Kuzey kıyısı İran’ın kontrolünde olduğu için Tahran yönetimi tarafından uluslararası krizlerde jeopolitik bir baskı unsuru olarak kullanılıyor. Trump yönetimi de bu kritik düğümü işgal planıyla ele geçirme niyetinde.
Dengeleri sarsan bir süreç
Hürmüz Boğazı’nın kapanması, küresel ekonomiyi günlük milyarlarca dolarlık zarara uğratan ve dünya genelinde enflasyon dalgası oluşturan en büyük küresel enerji şoklarından biri. 2026 yılında bölgede yaşanan askeri kriz ve fiziki kapanma, dünya genelinde trilyonlarca dolarlık GSYİH kaybını riske attı.Ekonomik Bakış dergisine değerlendirmede bulunan uluslararası ilişkiler uzmanları kriz modellerine göre, Hürmüz’ün kapalı kaldığı sürenin uzunluğuna bağlı olarak 330 milyar dolar ile 2,2 trilyon dolar arasında (küresel GSYİH’nin %0,3 ila %2’si) bir ekonomik değer risk altına girdiğine dikkati çektiler.Sadece krizin ilk bir ayında, petrol ve gaz ihracatı durma noktasına gelen Körfez ülkelerinin (Suudi Arabistan, Kuveyt, BAE, Katar vb.) doğrudan enerji gelir kaybı 50 milyar doları aştı. Enerji krizinin küresel günlük maliyeti ise en yoğun dönemlerde 2,3 milyar dolara ulaştı.
Türkiye’ye de negatif etki ediyor
Enerji ithalat bağımlılığı yüksek olan Türkiye için petrol fiyatlarındaki bu sert yükselişin doğrudan faturası 14 milyar doları bulmakta. Bu ek yükün yaklaşık 7,7 milyar doları doğrudan akaryakıt tüketiminin yoğun olduğu karayolu ulaşımına yansıyor. Doğalgaz sözleşmelerinin petrole endeksli yapısı nedeniyle, krizin tetiklediği maliyet artışları gecikmeli olarak ülkedeki elektrik ve ısınma maliyetlerini de yukarı çekiyor.
İsrail’in ekonomisini de vurdu
İran, boğazı kapatmanın yanı sıra İsrail şehirlerini ve askeri tesislerini doğrudan balistik füze yağmuruna tutmuştu. Bu durum ülkede ciddi altyapı hasarına ve sivil kayıplara yol açtı. İsrail, petrol ihtiyacını Hürmüz Boğazı üzerinden doğrudan almasa da küresel deniz taşımacılığının felç olması ve Kızıldeniz/Babülmendep hattının da güvenliğini kaybetmesi nedeniyle ülkenin güneyindeki Eilat Limanı neredeyse tamamen işlevsiz kaldı. Hürmüz Boğazı krizi, İsrail ekonomisi, askeri yapısı ve sivil hayatı üzerinde çok ağır bir fatura bıraktı.
İsrail Maliye Bakanlığı verilerine göre, hava savaşı ve roket saldırılarının en yoğun olduğu dönemlerde İsrail ekonomisinin uğradığı doğrudan zarar haftalık 9,4 milyar şekele (yaklaşık 2,93 milyar dolar) ulaşmıştı.Dev askeri harcamalar ve ekonomik durgunluk sebebiyle İsrail, 2026 yılı için hedeflediği %3,9’luk bütçe açığı sınırını büyük ölçüde aştı.
Girdiklerine pişman oldular
İsrail’in Körfez ülkeleriyle son yıllarda kurduğu diplomatik köprüler (İbrahim Anlaşmaları) büyük zarar gördü. İran’ın saldırılarında Körfez’deki ABD üslerini de hedef alması, bölge ülkelerinin İsrail-ABD aksına olan mesafesini artırdı. İsrail yönetimi bölgede can kayıplarını ne kadar gizlese de İsrail yönetimine içten içe de tepkiler söz konusu. Trump ve Netanyahu’nun siyasal denklemde puan kaybettiğini ve ekonomik açıdan zor durumda olduklarını belirten uluslararası ilişkiler uzmanları, bölgede bir nevi Vietnam sendromu yaşadıklarını ve bölgede başlatılan işgalden işgalcilerin de pişman olduğu şeklinde görüş belirttiler.







