İran- İsrail ve İran arasında yaşanan sıcak çatışmalar global ekonominin dengelerini derinden sarstı. Bölgede devam eden jeopolitik gerginliklerden dolayı İran’ın enerji arzını daha da kısıtlayacağına ilişkin endişeler öne çıkıyor. Bu durum petrol fiyatlarını yükseltirken borsalarda satış baskısını da artırıyor.ABD-İsrail ve İran arasındaki çatışmaların çözüme kavuşacağına dair umutların azalması ve İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapalı tutacağını açıklaması piyasalarda risk algısının yüksek kalmasına neden oluyor.
Yeni riskler kapıda
Piyasalar, çatışmanın potansiyel süresini yeniden değerlendirirken, süreçte yatırımcılar riskten kaçınıyor. Çatışmaların devam etmesinden dolayı Uluslararası Enerji Ajansının (IEA) stratejik petrol rezervinin piyasaya sürme hamlesi de petrol fiyatlarındaki yükselişe ve piyasalardaki endişelerin azalmasına engel olamadı.ABD Başkanı Donald Trump, “dünyanın en büyük petrol üreticisi” olduklarını belirterek, bu nedenle petrol fiyatları yükseldiğinde çok para kazandıklarını ifade etti. Ancak “İran’ın nükleer silaha sahip olmasını ve Orta Doğu’yu, hatta dünyayı yok etmesini” engellemenin daha önemli olduğunu savunan Trump, bunun olmasına izin vermeyeceğini vurguladı.
Faiz ikilemleri
Trump, ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell’ın para politikası toplantısını beklemeden “derhal” faiz oranlarını düşürmesi gerektiğini ifade etti.ABD Enerji Bakanı Chris Wright da petrol fiyatlarının varil başına 200 dolara çıkmasının olası olmadığını ifade etti. Diğer taraftan ABD Hazine Bakanı Scott Bessent’in 15-16 Mart’ta Çin’in Ekonomik İlişkilerden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Hı Lifıng ile Paris’te bir araya geleceği bildirildi.
Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt de enerji ürünlerinin ABD limanlarına kesintisiz ulaşmasını sağlamak amacıyla, mal taşımacılığı için Amerikan gemilerinin kullanılmasını gerektiren yasaya geçici muafiyet getirebileceklerini ancak bu adımın henüz kesinleşmediğini ifade etti.
İran’da yeni yönetim devrede
İran tarafının da açıklamaları takip edilirken, İran’ın yeni lideri Mücteba Hüseyni Hamaney de göreve geldikten sonraki ilk mesajında, Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalmaya devam etmesi gerektiğini belirtti.
İran Silahlı Kuvvetleri, dün Hürmüz Boğazı’nın kontrolünü ellerinde tuttuklarını, ABD ve saldırının ortaklarına Boğaz’dan geçme hakkı tanımayacaklarını bildirmişti.Makroekonomik veri tarafında ise ABD’de ilk kez işsizlik maaşı başvurusunda bulunanların sayısı 7 Mart ile biten haftada 213 bine düşerek beklentilerin hafif altında kaldı.
ABD dış açıkla karşı karşıya
ABD’nin dış ticaret açığı da ocakta yüzde 25,3 azalışla 54,5 milyar dolara gerileyerek beklentilerin altında gerçekleşti. Diğer taraftan ABD Gümrük ve Sınır Muhafaza (CBP) birimi, Trump’ın Uluslararası Acil Ekonomik Güçler Yasası’na (IEEPA) dayandırarak uyguladığı ve Yüksek Mahkemenin yasaya aykırı bulduğu tarifelerin iadesi için geliştirilen sistemin yüzde 40 ile yüzde 80 arasında tamamlandığını açıkladı.Süreçte Fed yetkililerinin de açıklamaları takip ediliyor. Fed Denetimden Sorumlu Başkan Yardımcısı Michelle Bowman, bankaların sermaye gerekliliklerinde bazı düzenlemeler yapılacağının sinyalini verdi.
ECB durum değerlendirmesi yaptı
Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkan Yardımcısı Luis de Guindos, İspanyol gazetesi El Mundo’ya verdiği röportajda, Orta Doğu’daki çatışmaların ekonomik etkilerini ve bankanın yol haritasını değerlendirdi.Para politikasının, söz konusu çatışmaların büyüme ve enflasyon üzerindeki ilk şok etkilerini durdurmakta yetersiz kalacağını vurgulayan de Guindos, “Ancak ECB durumu yakından izliyor. Eğer fiyat artışları beklentilere yerleşir ve ‘ikinci tur etkileri’ dediğimiz kalıcı bir sürece evrilirse müdahale etmeliyiz.” ifadelerini kullandı.
IMF de endişelerini duyurdu
Uluslararası Para Fonu (IMF) Birinci Başkan Yardımcısı Daniel Katz, ABD’li düşünce kuruluşu Milken Enstitüsü tarafından başkent Washington’da düzenlenen “Finansın Geleceği” etkinliğinde konuştu.
Orta Doğu’da yaşanan gelişmelerin ekonomik görünüme etkisine dair değerlendirmelerde bulunan Katz, hafta sonundan önce küresel ekonominin sağlıklı bir seviyede büyümeye devam edeceğinin öngörüldüğünü belirtti.Para politikası tepkisinin jeopolitik koşulların niteliğine bağlı olması gerektiğini vurgulayan Katz, şöyle devam etti:”Enerji fiyatlarındaki artış kısa vadeli ve enflasyon beklentileri iyi şekilde çıpalanmış kalmaya devam ediyorsa, merkez bankalarının bunu büyük ölçüde görmezden gelmesi beklenir. Ancak daha kalıcı bir şokun söz konusu olduğu ve daha yüksek enerji maliyetlerinin enflasyon beklentilerini istikrarsızlaştırdığı bir dünyadaysak, o zaman merkez bankalarının tepki verdiğini görebileceğiniz bir senaryo ortaya çıkar. Uzun süreli bir belirsizlik ve enerji fiyatlarına ilişkin riskler söz konusu olursa, merkez bankalarının temkinli davranmasını ve durum geliştikçe tepki vermesini beklerim.”









