Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, “Şu andaki mevcut rezervlerle 2028’de yaklaşık yarım milyon varillik bir şirket haline gelecek olan Türkiye Petrolleri’nin orta vadede toplam 1 milyon varil petrol ve doğal gaz üreten bir şirket haline gelmesini hedefliyoruz. Türkiye Petrolleri, 1 milyon varillik üretim gücüyle enerji sektöründe küresel bir oyuncu olacak.” dedi.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Ekonomik Bakış Dergisi’nin sorularını cevapladı ve çarpıcı açıklamalarda bulundu. Bakan Bayraktar’ın sorularımıza verdiği cevaplar şöyle:
Türkiye’nin enerjideki yol haritasıyla ilgili neler söylemek istersiniz?
Enerji stratejimiz, üç ana başlıktan oluşuyor diyebilirim. Büyüyen bir ülke olarak enerji talebimiz, sürekli artış gösteriyor. Önümüzdeki süreçte bu talebin giderek daha da artacağını öngörüyoruz. Birinci hedefimiz artan bu talebi; kesintisiz, güvenli ve ucuz bir şekilde karşılamak. İkinci hedefimiz, bu talebi karşılarken enerjide dışa bağımlılığımızı azaltmak. ‘Enerjide Tam Bağımsız Türkiye’ hedefiyle durmaksızın çalışıyoruz. Üçüncü hedefimiz de Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu ‘2053’te net sıfır emisyon’ hedefine erişmek. Enerjideki yol haritamız, bu üç ana eksen etrafında şekilleniyor.
Enerji alanındaki çalışmalarda şüphesiz Karadeniz’deki yerli doğal gaz üretiminin önemi büyük. Karadeniz’deki üretimle ilgili son durum nedir?
Karadeniz’deki ‘Sakarya Gaz Sahası’ adını verdiğimiz bölgede halihazırda günlük 9,5 milyon metreküplük üretime eriştik ve burada birinci fazı tamamladık. Bu yıl Sakarya Gaz Sahası’nda önemli gelişmelere şahit olacağız. Halihazırda Filyos’ta bulunan ülkemizin ilk yüzer üretim platformu Osman Gazi, 20 yıl boyunca görev yapacağı Sakarya Gaz Sahası’na giderek göreve başlayacak. Osman Gazi’nin sağlayacağı üretim kapasitesi ile Karadeniz’deki günlük 9,5 milyon metreküplük üretimimizi 2026 yılında günlük 20 milyon metreküpe ulaştıracağız. Bu üretimle birlikte yerli gazımızı kullanan hane sayısı da 4 milyon haneden 8 milyon haneye yükselecek. İkinci yüzer üretim platformumuzun yapımı da Çin’de devam ediyor. 2028’de onun da Mavi Vatan’da göreve başlamasıyla üretimi üçüncü fazda günlük 40-45 milyon metreküpe çıkaracağız. Böylece, 16 milyon haneye yerli gazımızı ulaştıracağız.
Karadeniz’den yeni keşifler duyacak mıyız?
Karadeniz’de bir yandan üretimi artırmak için çalışırken diğer yandan da yeni keşif amaçlı sondajlar yapacağız. Şu ana kadar Karadeniz’de tamamen Batı Karadeniz’e odaklandık. Bu yıl, Karadeniz’in diğer bölümlerine, Orta Karadeniz’e ve Doğu Karadeniz’e açılacağımız bir yıl olacak. 2026’da sadece Karadeniz’de toplamda 6 yeni sondaj yapacağız. Rize’nin Çayeli açıkları, Ordu açıkları, Samsun açıkları ve Kastamonu açıklarında tespit ettiğimiz bazı lokasyonlarda sondaj yapacağız. 6 yeni sondaj, 6 yeni keşif ümidi ve beklentisi anlamına geliyor.
Enerji filosuna yeni sondaj gemileri katıldı. Bu gemilerin görev yerleri ve ne zaman göreve başlayacakları netleşti mi?
Malumunuz olduğu üzere, 2025 yılı başında Fatih, Kanuni, Yavuz ve Abdülhamid Han derin deniz sondaj gemilerine sahiptik. 2025 sonu itibarıyla Türk enerji filosuna, isimleri Sayın Cumhurbaşkanımızın takdirleriyle belirlenen 7’nci nesil ikiz gemiler Çağrı Bey ve Yıldırım’ı ilave ettik. Böylece, ülkemizi dünyanın en büyük 4’üncü enerji filosu haline getirdik. Filomuza yeni katılan Yıldırım ile birlikte Karadeniz’deki derin deniz sondaj gemisi sayımızı 5’e çıkaracağız. Fatih, Kanuni, Yavuz ve Abdülhamid Han ile birlikte Yıldırım da Sakarya Gaz Sahası’nda görev alacak. Yıldırım’ın, hazırlıklarının tamamlanmasının ardından mart ayı sonunda göreve başlamasını planlıyoruz.
Diğer yandan, Çağrı Bey’i şubat ayında Somali’ye göndereceğiz. Çağrı Bey, Türkiye’nin yurt dışındaki ilk derin deniz arama sondajını Somali karasularında gerçekleştirecek. Nisan-Mayıs gibi sondaja başlayacağız. Nisan-Mayıs gibi sondaja başlayıp bu yıl içerisinde bunun neticesini almayı bekliyoruz.
Gabar’daki petrol üretiminde son durumu paylaşır mısınız?
Tıpkı doğal gazda olduğu gibi petrolde de gidilmedik, aranmadık yer bırakmamak üzere yoğun bir çaba sarf ediyoruz. Cumhuriyet tarihinin en büyük petrol keşfini Şırnak Gabar’da gerçekleştirdik. Bölgede halihazırda 81 bin varillik günlük üretim ile plato seviyesine eriştik. İlaveten, Gabar’ın zorlu coğrafyasında Ankara-Edirne otoyolu uzunluğuna tekabül eden yaklaşık 700 kilometrelik yol ağı inşa ettik. Çoğu bölge insanı olmak üzere 3 bin 600 kardeşimize iş imkânı sağladık. Gabar’daki üretimimiz tüm hızıyla devam ediyor ve edecek.
Diyarbakır’da kaya petrolü ile ilgili çalışmalar yapıldığını açıklamıştınız. Diyarbakır’daki bu çalışmayı nasıl değerlendirirsiniz, buradaki potansiyel hakkında neler söylemek istersiniz?
Bu yıl, aynı zamanda doğal gaz ve petrol üretiminde yenilikçi teknolojileri devreye alacağımız bir yıl. Diyarbakır Silvan’da 4 blokta ‘ankonvansiyonel’ denilen çatlatma yöntemiyle petrol arayacağız. Bölgede, 3 yıllık bir program ile toplam 24 sondaj yapacağız. Bu kuyularla beraber 4 bloku, yani 600 kilometrekarelik bir alanı test ediyoruz. O bölgedeki potansiyel bunun yaklaşık 10-12 katı. Yani, 7 bin 200 kilometrekarelik bir alan. Orada başarabilirsek bu çalışmayı diğer taraflara da taşıyacağız. Burada Gabar’ı 2-3’e katlayabilecek bir potansiyel görüyoruz. Yatay sondaj ile yapacağımız bu çalışma, eğer başarılı olursa Türk petrolcülüğünde oyun değiştirici etki yapacağını düşünüyoruz. Yine bu teknolojiyi, bu yıl içerisinde Trakya’da, bu kez de doğal gaz hedefiyle uygulamayı planlıyoruz.
Türkiye’nin petrol ve doğal gaz alanında yapacağı çalışmalardan bahsetmişken, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’nın (TPAO) bu alandaki konumunu da sormak isteriz. TPAO’nun birleşme ve satın almalar ile büyüyeceğini ifade etmiştiniz. Bu konuda bilgi verir misiniz?
Şu andaki mevcut rezervlerle 2028’de yaklaşık yarım milyon varillik bir şirket haline gelecek olan Türkiye Petrolleri’nin orta vadede toplam 1 milyon varil petrol ve doğal gaz üreten bir şirket haline gelmesini hedefliyoruz. Türkiye Petrolleri, 1 milyon varillik üretim gücüyle enerji sektöründe küresel bir oyuncu olacak.
Daha evvel de belirttiğim üzere, Türkiye Petrolleri, birleşme ve devralmalarla, satın almalarla yeni bir büyüme hikayesi yazacak. 2028 yılı için hesapladığımız üretimin de ötesine gidebilmek için Türkiye Petrolleri’nin belki şirket satın alma opsiyonları, hisse alma opsiyonları ve yabancı ülkelerde yapacakları ortaklıklar önem arz ediyor. Bu açıdan 2026 yılını ‘birleşme ve satın almalar yılı’ olarak nitelendirebilirim.
Bu noktada belirtmek isterim ki bir özelleştirmeden bahsetmiyorum. Bu şirketlerimize farklı kabiliyetler kazandıracak ve burada kazanımlar da olacaksa bunu vatandaşlarımıza yansıtacağımız bir model düşünüyoruz.
Bu süreçte Türkiye’ye yeni finansmanların geleceğini de göreceğiz. 4 milyar dolarlık bir sukuk ihracıyla alakalı çalışmamız var. Türkiye Petrolleri’nin sukuk ihracı için 2026 yılının ilk yarısını hedefliyoruz. Sukuk ihraçlarının, 5 yıllığına yapılması öngörülüyor. Ayrıca, 1 milyar Euro civarında bir ECA kredisini, İtalyan SACE üzerinden Karadeniz projesi için kullanacağız. Oradaki borçlanma rakamlarımız da çok iyi rakamlar. Yani, sermaye maliyeti oldukça düşük.
Türkiye’nin ‘Enerjide merkez ülke’ hedefi bulunuyor. Bunun için gerçekleştirilen altyapı yatırımları hakkında bilgi verir misiniz?
Türkiye olarak yıllık 60 milyar metreküp ile Avrupa’nın en büyük 4’üncü doğal gaz pazarıyız. Doğal gazda merkez ülke olma hedefimiz doğrultusunda altyapıya kamu ve özel sektör olarak ciddi yatırımlar yapıyoruz. Kara LNG terminalleri ve kısa adı FSRU olan Yüzer Depolama ve Yeniden Gazlaştırma Üniteleri ile doğal gaz altyapımızı güçlendiriyoruz. Saros, Aliağa ve Dörtyol’da FSRU’larımız bulunuyor. Bunlara ilave olarak 2 tane daha FSRU almayı düşünüyoruz. Önümüzdeki 2-3 yıl içerisinde 2 FSRU ile toplam gazlaştırma kapasitemizi 161 milyon metreküpten 200 milyon metreküpe yükselteceğiz.
Türkiye, son dönemde yenilenebilir enerjide önemli adımlar attı. Türkiye’nin yenilenebilir enerji projeksiyonu ile ilgili değerlendirmelerinizi alabilir miyiz?
Yenilenebilir kaynaklar, enerji stratejimizde önemli bir yere sahip. Özellikle rüzgâr ve güneşte çok ciddi bir potansiyele sahibiz. Türkiye’nin güneş ve rüzgâr kurulu gücünü 2035’te 120 bin megavata çıkarmayı hedefliyoruz. Geçen yılın sonu itibariyle güneş ve rüzgâr kurulu gücümüzün toplamı, 40 bin megavata yaklaştı. Böylece, güneş ve rüzgârda 120 bin megavat kurulu güç hedefimizin üçte birini yakalamış olduk. Her sene 7-8 bin megavat yeni kapasiteyi devreye alacağız. Her yıl en az 2 bin megavatlık YEKA ihalesi yapıyoruz. Bu yıl da yine bu hedefimizi gerçekleştireceğiz.
Özellikle sanayicilerimizin öz tüketimleri amaçlı kurdukları güneş santralleri var. Bu yıl yeni kapasiteleri sanayicilerimize açacağız. Öte yandan, artık barajların kullanılabilir rezervuar alanları ile göl ve göletlere de güneş enerjisi santralleri kurulabiliyor. Bu kapsamdaki ilk yüzer GES YEKA ihalesini geçen sene yaptık. Manisa’da bulunan Demirköprü HES rezervuar alanında 35 megavat kapasite tahsis ettik. Yüzer GES alanında da büyük bir potansiyel var. En kısa zamanda 3 bin megavata yakın bir Yüzer GES’i hayata geçirmek istiyoruz. İlaveten, deniz üstü rüzgârda da YEKA benzeri bir model üzerinde çalışıyoruz. 2035’e kadar 5 bin megavat deniz üstü rüzgâr kapasitesini hayata geçirmeyi planlıyoruz.
İlaveten bu alanda uluslararası anlaşmalar yoluyla da devreye alacağımız kapasiteler olacak. Suudi şirket ACWA ile şubat ayında bir anlaşma imzalayacağız. 2 bin megavatlık bir güneş kapasitesini de hükümetlerarası anlaşma yoluyla ve rekor bir fiyatla kamuoyumuzla paylaşacağız.
Yenilenebilir enerjiden bahsetmişken nükleer enerjiden bahsetmeden olmaz. Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nde çalışmaların devam ettiğini biliyoruz. Oradaki son durum nedir? Ayrıca, Sinop ve Trakya’da yeni santrallerin hayata geçmesi planlanıyor. Bu iki yeni santral için hangi ülkelerle görüşülüyor, buradaki son durumu bizlerle paylaşır mısınız?
Nükleer Enerji, tüm gelişmiş ülkelerin enerji sepetinde bulunan önemli bir kaynak. Nükleer enerjiyi sadece bir elektrik üretim aracı değil; teknolojik atılımın, ekonomik kalkınmanın ve enerji yüzyılının da anahtarı olarak görüyoruz. Ülkemizin 70 yıllık rüyası olan nükleer enerji, Akkuyu Nükleer Güç Santrali (NGS) ile gerçeğe dönüşecek. Bu yıl Akkuyu’dan ilk elektriği üretmek istiyoruz. Ocak ayının ortasında Mersin’deki Akkuyu NGS’de incelemelerde bulundum. Akkuyu NGS’deki ilk reaktörün inşaatı, yüzde 99 oranında tamamlandı. Diğer yandan Rusya, Akkuyu’ya 9 milyar dolarlık bir yeni finansman sağladı. Bu, muhtemelen 2026-2027’de kullanılacak. 2026 için en azından 4-5 milyar dolar bir dış finansman gelecek. 4,8 gigavat kapasiteye sahip olan Akkuyu, tamamlandığında ülkemizin elektrik ihtiyacının yaklaşık yüzde 10’unu tek başına karşılayacak. Bu sayede, yıllık 7 milyar metreküp doğal gaz ithalatını ve 35 milyon ton karbon salınımını önlenecek.
Nükleerde kapasitemizi artırmak amacıyla Sinop ve Trakya’da yeni santraller kurmaya yönelik çalışmalarımızı da sürdürüyoruz. 2026’da Sinop ve Trakya’nın adını koymak istiyoruz. Şu anda hem Sinop’ta hem Trakya’da sahadayız. Zaten şu anda Sinop çok hazır bir saha. Yani, çevresel etki değerlendirme, sahayla ilgili sismik çalışmalar, denizle ilgili bütün çalışmaları tamamlamış durumdayız. Trakya’da da sismik çalışmalar devam ediyor. Santrallerle ilgili olarak Kore, ABD, Rusya, Çin gibi ülkelerle görüşmelerimiz devam ediyor.
Ayrıca, ‘SMR’ dediğimiz küçük modüler reaktöre hukuki statü kazandıracak bir çalışmanın da içindeyiz. SMR yatırımlarını da teşvik ederek 2050 yılında toplam nükleer kapasitemizi 20 bin megavata çıkarmayı hedefliyoruz. Yani, ihtiyacımızın yüzde 10 ila 15’ini nükleerden karşılayan bir Türkiye hedefimiz var.
Son dönemin öne çıkan konularından biri de Nadir toprak elementleri. Türkiye, bu anlamda önemli bir rezerve sahip. Bu alandaki çalışmaların son durumu nedir, Beylikova’daki endüstriyel tesis ne zaman devreye alınacak?
Nadir Toprak Elementleri (NTE), enerji dönüşümü ve sürdürülebilirlik başta olmak üzere günümüz teknolojilerinin vazgeçilmez temel girdileri arasında yer alıyor. Cep telefonu, bilgisayar, televizyon, şarj edilebilir pil, tıbbi görüntüleme cihazı, rüzgâr türbini, elektrikli araç motoru ve güneş paneli gibi yüksek teknoloji seviyesine sahip cihazlarda NTE’ler kullanılıyor.
Dünyanın tek sahada en büyük ikinci nadir toprak elementi rezervi ülkemizde bulunuyor. Eskişehir Beylikova sahasında 694 milyon tonluk bir kaynağımız var. Kaynak içerisinde yaklaşık 12,5 milyon ton nadir toprak oksidi bulunuyor. Dünyada bilinen 17 nadir toprak elementinden 10’u Beylikova sahasında yer alıyor. Sayın Cumhurbaşkanımız, 2023’te pilot üretim tesisini açmıştı. Biz de bu yıl endüstriyel tesisin temelini atmak istiyoruz. 2 sene içerisinde de endüstriyel tesisi hayata geçirmeyi hedefliyoruz. Bu tesisin yıllık 570 bin ton cevher işleme kapasitesi olacak. İşlenen cevherden 10 bin ton nadir toprak oksidinin yanı sıra 72 bin ton barit ile 70 bin ton florit üreteceğiz.
Elektrik destekleri devam edecek mi? Ayrıca, doğal gazda da elektrikteki tarifeye benzer kademeli bir tarife hazırlığı var. Bu hazırlık hangi aşamada?
Özellikle pandemi ile birlikte enerji destekleri vererek milletimize destek oluyoruz. 2026’da elektrikte 282 milyar, gazda da 91 milyar olmak üzere toplamda 374 milyar liralık bir destek paketi öngörüyoruz. Bugün itibariyle doğal gazda faturanın yüzde 45’i, elektrikte de yaklaşık yüzde 50’si devletimiz tarafından karşılanıyor.
Elektrik, doğal gaz faturalarına yapılan desteklerin gerçekten ihtiyaç sahibi kesimlere, dar gelirlilere, emeklilere verilmesi yönünde de çalışmalarımız devam ediyor. Elektrikte hanelerin ortalama tüketimi yıllık 2 bin 400 kilovatsaat. Yıllık 5 bin kilovatsaat tüketenlerin destek grubundan çıkardık. Daha sonra da bunu 4 bin kilovatsaate düşürdük. Yani, 2025 yılında yıllık tüketiminiz 4 bin kilovatsaatin üzerindeyse 2026 yılında destekten yararlanamayacaksınız.
Doğal gazda da benzer bir düzenleme yapmayı düşünüyoruz. İl bazlı aylık ortalamaları belirleyip bu ortalamaların belli bir yüzde ile üzerinde tüketenleri destek grubundan çıkarma gibi bir çalışmamız var. Yani, İstanbul’da ocak ayında ortalama 180 metreküp bir tüketim var. Siz 300 metreküp tükettiniz, ortalamanın yüzde 50-60 üzerinde. Dolayısıyla belli bir düzeyin üzerindeki tüketicilerimizi bu destek grubunun dışında bırakabiliriz.
Küresel anlamda öne çıkan konulardan biri de altın üretimi. Türkiye’nin altın üretiminde hedefleri neler? Bu konuda yurt dışında da çalışmalar olduğunu biliyoruz. Bunlardan bahseder misiniz?
Türkiye’nin altın üretimini arttırmayı hedefliyoruz. Altın üretimimizi ilk etapta 60 tona, sonrasında ise 100 tona çıkarmak istiyoruz. Bu konuda yurt dışında da önemli adımlar atıyoruz. Nijer’de 6 adet altın sahasında çalışmalarımız var. Bunların üçünde üretim aşamasına geldik. Ekipmanlarımız Nijer’e ulaştı, önümüzdeki birkaç ay içerisinde Türkiye’nin dışarıda ürettiği ilk altını Nijer’den üretmiş olacağız.









